Work Text:
"Aras!"
Teoman Aras'ı suda gördü ve ne yaşandığını anladığı an avazı çıktığı kadar bağırdı.
Aras arkasına dönmedi, duymadı bile. Denizin içinde, düz bir çizgide ileriye yürüyordu. Sanki varacağı bir yer varmış gibi. Belki de vardı. Belki yeterince ilerlerse kardeşine kavuşurdu. Zaten Demir olmadan yaşamanın bir manası da yoktu. Hayatındaki her kararın, her adımın, her nefesin merkezinde Demir vardı. Demir'i bulmak, Demir'i korumak, Demir'e ulaşmak. Hayattaki tek gayesi buydu Aras'ın, Demir. Şimdi ise geriye hiçbir şey kalmamıştı.
Dalgalar göğsüne çarpıyor, giydikleri ağırlaşıyordu. Durmadı, ilerlemeye devam etti. Sanki denizin sonunda onu bekleyen bir şey varmış gibi.
Teoman kalbi sökülüyormuş gibi hissetti. Ayakları kuma bata çıka peşinden koşmaya başladı.
"Aras!"
Gözlerini bir saniyeliğine bile Aras'tan ayırmadı. Ayırsa Aras bir anda kaybolacak gibiydi. Daha çok ilerlemesinden korkuyordu. Başı suya girer diye ödü kopuyordu. Geç kalma lüksü olmadığı için var gücüyle koşuyor aynı zamanda da peşinden bağırıyordu.
"Aras, dur!"
Aras etrafında olup bitenlerin farkında değildi. Rüzgarın sesini duymuyordu, denizin dalgalarını hissetmiyordu, zaten kim olduğunu bilmediği Teoman'ı hiç duymuyordu. Aklında sadece Demir vardı. Yıllarca onu bulmak için her şeyini verdikten sonra onu en başından kaybetmiş olduğu gerçeğini sindiremezdi. Yorulmuştu. Artık savaşmak istemiyordu.
O sırada Teoman hızla suya atladı. Can havliyle Aras'a yetişmeye çalıştı.
Aras bu sefer suya atlayan birini duydu ama yine de dönmedi. Ne olup bittiği hiç umrunda değildi.
Birkaç saniye sonra güçlü bir el sıkıca gömleğinin arkasına yapıştı.
Teoman öyle sert tutuyordu ki parmakları bembeyaz kesilmişti.
"Aras!" nefes nefese seslendi Teoman.
Aras oralı olmayınca omuzlarından tutup sarstı.
"Yürü, gidiyoruz!"
Sıkı tutuştan kurtulmaya çalıştı önce Aras, başaramayınca bitik bir sesle tek bir şey söyledi.
"Bırak."
"Saçmalama, hadi!" çekiştirirken söylendi Teoman.
"Bırak."
"Aras, hadi dedim!"
"İstemiyorum."
"Lan ne demek istemiyorum!? Aras çıldırtma adamı hadi çıkıyoruz." Her ne kadar Aras fark etmese de Teoman'ın sesi öfkeden çok korku ve telaşla doluydu. Koşarak peşinden geldiği için nefes nefeseydi. Dalgalarla boğuşuyor, aynı zamanda Aras'ın daha da ilerlemesini engellemeye çalışıyordu.
Aras ise sanki bütün bunlar ondan bağımsız yaşanıyormuş gibi tepkisizdi. Kolunu çekiştirdi yavaşça.
"Ne fark eder?" mırıldandı.
"Ne demek o?"
"Ne fark eder...?" Sesi dalgaların arasında kaybolup gitti.
"Artık hiçbir sebep yok."
Teoman'ın boğazı düğümlendi.
"Saçmalama."
Aras onu duymuyordu. Kendi kendine mırıldanıyor gibiydi.
"Demir yok."
"Annem yok."
"Ben de yoruldum."
"Hayır." Teoman başını salladı, hâlâ kollarını sıkı sıkı tutuyordu.
"Yoruldum."
"Hayır dedim!" Yine sesini yükseltmişti, hırsla çekiştirmeye devam etti.
"Sırf yoruldun diye senin boğulmanı izlemeyeceğim!"
Aras'ın yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.
Teoman'ın ise sesi çatladı.
"Kimseyi geride bırakmaya hakkın yok!"
Aras ilk kez başını çevirip ona baktı. Bakışları bomboştu.
"Kimsem yok ki."
Teoman'ın nefesi kesildi. Ne diyeceğini bilemedi bir anlığına. İnkar etmedi, belki de edemedi. Sonra dişlerini sıktı.
"Seni burada bırakmayacağım."
"Demir'e gideceğim." Tekrar denize doğru yöneldi.
"Hiçbir yere gitmeyeceksin!"
Teoman'ın ısrarcı tutuşuyla Aras sendeledi. Kolunu yeniden kurtarmaya çalıştı.
"Teoman..."
Öylesine yorgun çıkmıştı ki sesi, içinde ne nefret vardı ne öfke. Sadece tükenmişti.
"Bırakmıyorum."
"Teoman, lütfen..."
Teoman'ın eli bir anlığına gevşedi. Tek bir kelime, şimdiye kadar duyduğu her şeyden daha ağır gelmişti ona sanki.
"Lütfen. Çok yoruldum."
"Ben de yoruldum."
Aras kafasını kaldırıp ona baktı.
"Ama seni bırakıp gidecek değilim."
"Anlamıyorsun."
"Anlamıyorum."
"Her şey bitti. Ben neden buradayım ki?"
"Bitmedi."
"Bitti."
"Bitmedi, Aras!"
"Koruyamadım." Aras gözlerini kapattı.
"Bulamadım onu."
"Söz vermiştim."
Sesi titredi. "Abi sözü."
Teoman o anda karar verdi. Kafasında dönüp duran sesleri Aras'a anlatmaya. Kargayla tilkiyi, köprünün üstündeki küçük çocuğun sesini, yangının ortasında kalan Demir'in sesini.
"Dinle beni."
"Hayır."
"Bir dinle!"
"İstemiyorum!" Aras sesini yükseltti. Bu Teoman'ın ondan alabildiği ilk insani tepkiydi.
"Yok! Yok işte, yok! Ben hayatım boyunca Demir'i aradım. Her yerde!" Gözlerinden yaşlar düşmeye başladı.
"Geç kaldım. Geç kaldım!" Teoman'a döndü, hırsla konuştu.
"Benim kardeşime ne olmuş biliyor musun!?"
"Bana gelmeye çalışırken boğulmuş lan!"
Hissettiği acıyla nefesi kesildi Aras'ın.
"Boğulmuş."
Teoman bir şey söylemek istedi, kelimeler boğazına kadar geldi ama orada takılı kaldı. Aras'ı ikna etmek için birkaç kelime çıktı ağzından sadece.
"Aras, böyle olmaz. Hadi."
"Kimsem kalmadı."
"Sen gidersen benim kimim kalacak!?"
